--Merhaba!
Sis içinde net olarak göremediğim bir ses gelmişti.Seslerin de yüzü vardır çünkü.Bir ses sadece... Kulaklarımda yankılanı.p duran. Tam o sırada yakınlarda bir yere öyle gürültülü bir şimşek çaktı ki ışığı her yeri aydınlatmaya yetti. Onun yüzünü de tabiki... Uzun süre öylece kaldık, yağmur giderek duruluyordu ve adı Yağmur'du. Kızılay'dan Tunalı'ya bağlanan caddede Eti sokağında küçük, loş ve her zaman biraz sıcak bir yer vardı. Eğer hava da kararmışsa insanın ayağı doğruca oraya götürürdü.
Pencerenin kenarındaki iki kişilik masada otururken ikimizde neden burda olduğumuzu soruyorduk kendimize.İki tane sade kahve söyledik.
--Artık burda oluşumuzun bir nedeni var, dedim.
Gülümsedi hafifçe.
Kahvemi içerken kafamdan geçen kelimeleri özenle seçip güzel konuşmak istiyordum, sanırım o da bunu istiyordu ki dalgın gözüküyordu. Belli etmeden birbirimizi incelemeye çalışıyorduk, başarıyorduk da. Yorgun bir yüzü vardı,tı.pkı benimki gibi ama gülümseyince çok güzel olmuştu,uzun süre mutlu yaşamış olmalıydı. Saçları uzun dalgalıydı. Ara ara beyazlar vardı ama boyamak istemiyordu demek ki. Elmacık kemikleri oldukça çıkıktı ve çanesi de sanki biraz büyüktü. İyi anlaşabileceğimizi hissediyordum çünkü birbirimize hiç benzemiyorduk...





--
"yüzüm her resimde karanlIk karamsar bir çizim.."
bayım.
mutlu olunuz
--
fotoğraf öldü yaşasın fotoğraf!
--
anybody want some milk?
--
Previous Page12345...Next Page